Miras Hukuku

Miras Hukuku (Law of Succession)

  • Veraset İlamı
  • Terekenin Tespiti Davası
  •  Ortaklığın Giderilmesi Davası
  •  Tasarrufun İptali Davası
  • Tenkis Davası
  • Denkleştirme Davası
  • Mirastan Mal Kaçırma Davaları
  • Muris Muvazaası Davaları
  • Miras Nedeniyle İstihkak Davası

MİRAS HUKUKU
Miras Hukuku Erdal Alkan Hukuk Bürosu‘nun esaslı konularından birini oluşturmaktadır. Büromuz, miras davalarında vefat veya gaiplik halinde bu kişinin mal varlığının hangi şahışlara ve nasıl intikal edeceği, yasal miras paylaşımının nasıl yapılacağı, vasiyetname yok ise mal paylaşımının nasıl yapılacağı, mirastan kimlerin pay alabileceği, mirasta saklı payın ne anlama geldiği gibi konular üzerine hukuki
destek vermektedir.

Miras Hukuku Bir reel şahısın vefatından sonra para ile ölçülebilen eksiksiz hak ve vecibelerinin, yani mirasın hangi şahıslara ve nasıl iletileceğini sistemleştiren, tüze kaidelerinden oluşan Medeni tüze branşıdır. Türkiye’de Miras Hukuku kuralları Türk Medeni Kanunun 495 ile 682. unsurlarında düzenlenmiştir.Anayasa madde 35-Kişiler mülkiyet ve miras hakkına sahiptir.Miras hukukunda; ölümü
sonrasında kendisinin hukuki ilişkilerinin, menkul ve gayrimenkul tüm mallarının akıbetini düzenleyen kişiye miras bırakan denmektedir. “Muris, Vefat eden, ölü’’ sözcükleri de genellikle kullanılmaktadır ve miras bırakanla eş anlama gelmektedir. 

Mirasın geçmesi ile terekeye sahip olan şahısların, bu geçme neticesinde kazanım ettikleri kazançlara miras hakkı , bunun dışında murisin vefatına veya gaipliğine hüküm verilmesi sonucunda terekesi üzerinde terekede hüküm sahibi olan şahısa “mirasçı” ifadesi
kullanılmaktadır. Miras Hukukuna genel çerçeveden bakıldığında tertip ettiği başlıca hususlar şunlardır:Kanuni mirasçılar, vefata bağlı artırım, mirasçı nasbı, koşul, yükümlülük, yerine kullanma, saklı pay, mirasçılık yeterliliği, mirasın bölüşülmesi, mirasın geri çevirilmesi, tenfiz memuru, denkleştirme, bölüşmenin son bulması, miras ortaklığı, vb. Miras Hukuku, tereke “mirasçı” ve murisin tutsu derleyerek
yasal mirasçılarına ilave olarak diğer şahıslarıda kendisine mirasçı atamasına verilen isim olan “mirasçı nasbı” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Kanuni mirasçı: Bir şahısın ölümünden müteakiben ardında bıraktığı taşınır, emlak ve başka paylar, zıttına tertip gerçekleştirilmedikçe bu şahısın kanuni mirasçılarına geçmektedir. Kanuni mirasçıların hangi şahıslar olduğu ve bu şahısların miras hissesi Türk Medeni Kanunu’nda şahsen tertip edilmiştir. Buna göre kanuni mirasçılar; murisin kan bağı olan akrabaları, evlatlık ve altsoyu ile hayatta olan karı veya
kocadır. Yani murisin, evlatları, torunları, valide ve baba, nine ve dede, gayrimeşru akrabaları, hayatta olan karı veya koca, evlatlık ve sonunda miras bırakmadan vefat etmesi halinde devlet, kanuni mirasçılarıdır.

Mirasçı Nasbı: Bir kişinin ölüme bağlı tutumu bulunabilir. Bu ölüme bağlı tutumunda mirasçı ataması (mirasçı nasbı) yapabilir ve muris atamasında şunu söyleyebilir: “A benim vefatımda mirasçım olsun ama o mirasçı olamazsa B mirasçım olsun” neticede bahsi geçen vefata bağlı tutumuyla yedek bir mirasçı atıyor. Eski medeni kanundaki ifadesiyle olağan bir durumda yerine konulacak bir mirasçı nasbediyor.
Mirasçı nasbından sonra vasiyetnamenin nasıl yazılacağı konusunda şu bilgiler önemlidir: Vasiyetnameler kelamlı , yazılı ve kamusal biçimde olmak suretiyle 3 biçimde düzenlenebilir. Kelamlı vasiyetname sadece beklenmedik vaziyetlerde ve farklı bir vasiyetname tertip etme olasılığının söz konusu olmadığı zamanlarda hazırlanabilir. Yürütümde misaline hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.
Miras bırakan kişi herhangi bir doğal afet (deprem, sel gibi) benzeri vefat etme ihtimalinin yüksek olduğu vaziyetlere beraberinde olan iki şahite kelam ederek vasiyet eder. 

Şahitler yazılı duruma getirdikleri bu kelamlı vasiyeti Sulh Hukuk yargıcına teslim ederler.

Bu vasiyetin makbul koşullarından biri de şahitlerin okur yazar olmasıdır. Yazılı vasiyetname, mirası bırakan  kişinin kendi isteğiyle ve vasiyetnamenin tamamını kendi el yazısıyla yazmış olduğu vasiyet tarzıdır. Bu vasiyetname tarzının bir mahkemeye

takdim edilme zorunluluğu yoktur .Yalnızca bir şartı vardır, vasiyetnamenin baştan sona miras bıraka kişinin kendi el yazısıyla yazılmış olması ve vasiyetnamede tarih bulunmasıdır.Şartın ikisi de gerçekleşmek durumunda olup, herhangi biri yerine getirilmemiş olursa vasiyetname geçersiz olur. Kamusal vasiyetname 2 şekilde ve okur yazar olup olmadığına göre yapılır. Okur yazar olanlar

cephesinden tertip edilen kamusal vasiyetname notere veya Sulh Hukuk yargıcına takdim edilerek tasdik edilir. Bu tasdik etme muamelatı tarih göstererek yapılmak mecburiyetindedir. Bu tasdik edilmeden sonra kamusal vasiyet 2 şahit yanında yeniden okunur ve şahitlerin imzasıyla beraber muteber duruma gelir.  Okur yazar olmayanların vasiyetnamesinde de miras bırakan kişi isteklerini vasiyetname yükümlüsüne bildirir. Yükümlü kişi bu istikamette bir vasiyetname tertip eder. hazırladığı bu vasiyetnameyi şahitlerin huzurunda miras bırakan kişiye okur. Miras bırakan kişinin tasdik etmesi ve yükümlü kişi ile şahitlerin imzalaması ile beraber vasiyetname muteber duruma gelir. Miras hukukunda vasiyetname konusunda son olarak vasiyet yok ise mal paylaşımı şu şekilde yapılır: Varisler için kalan mirasın bölüşülmesi eşin(karı-koca) yaşıyor olup olmamasına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Ama bundan da evvel miras bırakan kişinin vefatına bağlı mukavele yapıp yapmadığı soruşturulur.

Mirasçı nasbı bulunmuyorsa miras bölüşümü yapılabilir. Bu durumda hayatta olan (yaşayan) eş ile alt soy beraber mirasçılarsa, bırakılan mirasın dörtte birini yaşayan eş, kalan payı ise alt soy yani çocuk ve torunlar aralarında müsavi şekilde bölüşürler .Hayatta olan eş ölü kişinin anne ve babası ile beraber mirasçı olursa bu sefer mirasın 1 / 2 si eşin arta kalanın 1 / 2 si de anne baba ve onların altsoyu arasında müsavi şekilde bölüştürülür. Hayatta olan eş nine ve dede camiası ile mirasçı olursa bu sefer de mirasın 3 / 4 ünü alır. Geriye kalan pay da bu camia arasında müsavi şekilde bölüştürülür.